Serdar Turgut

Yılın ilk pazartesi sendromu için son derece abuk yazı

Fazla sayıda çocuğun hiç ara vermeden acımsızca gürültü yaptığı ortamlarda anne ve babaların delirebildikleri kesindir. Örneğin ben yılbaşı gecesi partisinin bir aşamasında sessizliği özlediğim bir an, durup dururken bir halüsinasyon görmeye başladım. Halüsinasyonumda bizim misafir odası Auschwitz kampındaki odalardan bir tanesine dönüşmüştü. Halüsinasyonumda ayrıca Heinrich Himmler de vardı. O etrafa emirler yağdırıyordu. Birden adam ‘Çocukları getirin’ diye bağırdı. Başını, aman vermeden bizim evde yaklaşık  5 saattir kafa s....n beş çocuğun çektiği grup ilerlemeye başladı. Bu arada son zamanlarda halüsinasyonlarıma da girmeye başlayan ve bu yüzden her halüsinasyonuma korku filmi tadı veren Rana,  Himmler’e yalvarmaya başladı, ‘Yapmayın bari çocuklara kıymayın’ diye ağladı. Galiba Himmler, Rana’nın kendisinden daha büyük bir faşist olduğunu anlamış olmalı ki birden yumuşadı ve ‘Üzülmeyin bu gaz bir öncekilere verdiğimiz gaz ile aynı değil, bu gaz çocukları sadece mışıl mışıl uyutacak’ dedi. Bu kez de ben kendi halüsinasyonumda ortaya çıktım  ve Himmler’e ‘Lütfen bolca verin o gazı’ diye yalvarmaya başladım. Neyse bir süre sonra tüm çocuklar bizim misafir odasına doldular. Himmler’in bir emriyle evin tüm camlarından odanın içine gaz dolmaya başladı. Bir süre sonra tüm çocuklar mışıl mışıl uyudu. Hepsi çok sakin uyuyordu. Himmler bize gülümseyerek bakıyordu. Bu sırada yanına bir adam yaklaştı ve selamını verdikten sonra korkarak ona bir şeyler söyledi. Himmler’in gülümseyen suratında hiçbir değişiklik olmadı ama bize şöyle bir şey söyledi: Teknik bir hata olmuş bizim askerler bir önceki gruba verdiğimiz gazı değiştirmeyi unutmuşlar. Halüsinasyonumun sonuna doğru Rana, Himmler ile kavga edeceğine bana bağırdı ve ‘Her şey senin suçundu, sen teşvik ettin bu gazın verilmesini’ dedi. Ben sadece ona ‘Bir teknik hata olmuş ben ne yapayım ki?’ dedim. Halüsinasyonum bittiğinde partideki çocuklar eskisinden daha beter azmaya başlamışlardı ve çam ağacını yıktılar. Ama nedense halüsinasyonum bana tuhaf bir sakinlik vermişti. Kendime bir bardak Belarus votkası doldurdum ve içtim çünkü buna ihtiyacım vardı, görünürdeki sakinliğimin aksine aslında sinirlerim tamamen laçka olmuştu.

- Arkadaşlarım 39 liralık bir viski içtiğimi duyunca paniklediler. ‘Aman yapma bunu, kendine zarar vereceksin’ diye söylendiler. Ben onların bu paniğini anlayamadığımı kaç defa söyledimse de beni anlamadılar, panik yapmayı sürdürdüler. Oysa bu viskinin benim üzerimde zararlı bir etkisi görünmüyordu. Aksine beni sakinleştirdiği bile söylenebilirdi. Benim sıhhatim gayet iyi durumda. Sadece hayat tarzımda küçük bir değişiklik oldu. Bilgisayarımı değiştirmek zorunda kaldım. Çünkü o viskiyi içmeye başladıktan sonra Braille tuş sistemi bulunan bir bilgisayara ihtiyacım oldu durup dururken. Bu yazımı da Braille tuşlu bilgisayarımda yazıyorum. Benim panikçi arkadaşlarım bu detay dışında bende hiçbir değişiklik olmadığını anlasalar iyi olacak artık.

- Pazar günkü yazısı bana okunduktan (yazım abuk olabilir ama en azından iç tutarlılığa sahip) sonra Braille tuşlu telefonumla Ertuğrul Özkök’ü aradım ve ilk laf olarak ‘Seninle arkadaşlığımı kesmek zorundayım’ dedim. O ‘Neden?’ diye sormadı ama ben yine de anlattım. ‘Yazdığına göre Yemen’e gitmek istiyormuşsun, benim böyle absürd bir arzusu olabilen bir insanla arkadaşlığım katiyen olamaz’ diye de ekledim. Tamam AKP’nin büyük dış politika başarısı sonucunda Yemen bize vizeyi kaldırmış olabilir ama vizenin kalkmış olması benim için Fransa’ya bile gitme nedeni olamazken Yemen için neden tavrımı değiştirmem gerekiyor ki? Tamam o Suudi Arabistan’a gitti, şimdi de Yemen’e gidecek. Onun tavırlarında bir tutarlılık olabilir ama ben kendimi AKP iktidarına sevdirmek istemiyorum benim öyle bir derdim yok. Bana Yemen’de bir yer tarif etti, ‘Orayı gör de bak’ dedi. Zaten belli ki ne yapılsa yapsın sevmemeye de kararlılar bu da belli artık. ‘Ben ona karşı bir teklif getirdim, sen tek başına git Yemen’ine ve sonra Fransa’da buluştuğumuzda bana gördüklerini yemek yerken anlatırsın’ diye kapattım meseleyi.

- Arkadaşım benimle birlikte yaptığı her plana ikimizin ölmesini nedense mutlaka koyuyor. Hatırlarsanız bir süre önce ‘Birlikte İzmir’e gidelim, el ele tutuşup denize yürüyüp intihar edelim’ demişti. Dün de ‘Yemen’e gidelim ve orada bizi öldürsünler’ dedi. Neden illa da ölmemiz gerekiyor ki, üzgün olduğundan böyle konuşuyor desem bu da değil çünkü İzmir intiharını yayın yönetmeniyken söylemişti bana. Anladığım kadarıyla Ertuğrul uzun süredir tamamen delirmiş durumda ve şimdi  deliliğinin sonuçlarını bize çok daha yakından ve yoğun yaşatacak. Üstelik şimdi bunu yapacak bol vakti de var ne yazık ki.
Yorumlar
Bu yazı için henüz yorum girilmemiş

Bugün

32 0

Yarın

32 0 Hava Durumu

Finans

İMKB 59867 0
USD 1.5070 0
EURO 1.9620 0
ALTIN 56.99 0
  • balina av yasağı kal...

    balina avlanmasını engelleyen yasağın kalk...

    tango - kilisede dans

    tango meyve suyu içenler enerji patlaması ...

    pele son gol için sa...

    milli takım sponsoru live kanalının reklam...

    honda 600 f kaza anı

    motordan düşüyor......

    eğlenceli düğün

    nedime ve sadıçlardan dans show...

  • ricardo querasma tri...

    uefa resmi internet sitesinde ayagının dış...

    manga - we could be ...

    eurovision 2.miz manga'nın canlı performan...

    arda turan özel klip

    galatasarayın 10 numarası arda için süper ...

    organize işler - ara...

    yılmaz erdoğan kaleminden çıkan organize i...

    bowling - ölçülü sev...

    yoksa böyle gümbütüye gidersiniz...

  • türk malı - erman y...

    havuza girmeye korkan erman yüzme öğrenmey...

    türk malı - havuz se...

    havuz başına gelen erman ve baiye kuzu...

    yaşamayı bilen köpek

    arabanın camından kafasını sarkıtan akıllı...

    kvp - 7 parçaya bölerim

    kurtlar vadisi pusu polat alemdar seni 7 p...

    çok güzel harketler ...

    çok güzel harketler bunlar - hıyarlı baba....