Olağanüstü olmasa da hayli kullandığım, sevdiğim bir ortam twitter. Dedikodu yazmadığım ve aktif sosyal hayatım olmadığı halde, çoğunlukla kitaplar ve yazılardan bahsetmeme rağmen izlenmeye değer bulan 7 bini aşkın insanın olması beni mutlu ediyor, ortamın düzeyine saygı duymamı sağlıyor.
Twitter, pratik yararlarının dışında çağımızı anlayabilmek için üzerinde düşünülmesi gereken bir elektronik ortam.
Çağımızın, insani deneyimlerden fizikselliğin çıkarıldığı bir çağ olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yani insanlar eskiden fiziksellik gerektiren deneyimleri şimdi fiziksel olmaktan çıkaracak yöntemler geliştiriyor. İnternet ortamında flört ve seks bunun en çarpıcı örneklerinden bir tanesi. 3G teknolojisi ile gelen sevdiklerinizle görüntülü sohbet de bir başka örneği oluşturuyor.
Ben deneylerden fizikselliğin çıkarılması kavramına ilk kez John Updike'ın poker oyunu ile ilgili bir yazısıyla yoğunlaşmıştım.
Poker en fiziksel kart oyunlarından bir tanesidir. Oyuncunun eline gelen karttan çok, masadaki diğer oyuncuların surat ifadeleri, vücut lisanları ve konuşma stilleri daha önemlidir. Poker oyununda, bunlara dikkat eden elindeki kart kötü olsa da oyunu kazanabilir veya tersi de olur. Elindeki kart çok iyi olsa dahi fiziksel oyuna konsantre olmazsa yenilebilir de...
Sonra 'On-line poker' diye bir şey çıktı. Poker oyunundan fizikselliğin tamamen çıkarılması anlamına geliyor bu. Oyuncular birbirlerinden yüzlerce kilometre uzaklıkta, bambaşka ülkelerde bulunabiliyor ama yine de oyun oynanıyor. Bu tür şeye hayli de rağbet oluyor.
Online-poker çağımızda deneylerden fiziksel içeriğin tamamen boşaltılmasının bir simgesi sayılabilir.
Twitter'ı ilk kullanmaya başladığım günlerde bir arkadaşım bana 'Hayrola neden birdenbire sosyalleşme kararı aldın' diye sormuştu. Haklıydı da... Çünkü çağımıza uygun sosyalleşme belki de twitter'dı. Deneylerde fiziksellik olmayacak ya; twitter da arkadaşlar arası sohbet sürecinin fiziksel içeriğini tamamen boşaltıyor.
Eskiden sohbet etmek için kalkıp gitmek arkadaşın suratına bakmak hal-hatır sormak gerekirken şimdi yapacağınız tek şey; yalnız başınıza odanıza çekilip bilgisayarın başına oturmaktan ibaret.
Güzel bir şey mi bu. Açıkça söyleyeyim; bilmiyorum buna verilecek cevabı. Seviyorum twitter'ı ama fizikselliğin bu kadar sıfırlanması benim gibi asosyal bir insana bile tuhaf gelebiliyor bazen. Ama deneylerden fiziksel içeriğin çıkarılması çağımızda her deneye, her ilişkiye yayılıyor. Bunu şimdilik kaçınılmaz olarak görüyorum.
Benim için özel önemi olan bir örnek vermek istiyorum. Kitaplar çok önemlidir. İçeriği tabii ki çok önemlidir de; kitabın fiziksel önemi de büyüktür. Elimde taşımaya, tutmaya bayılırım. Sayfa çevirmek heyecan verir.
Şimdi kitaplar da fiziksellikten mahrum bırakılıyor. Kindle gibi okuma aygıtları çıktı ortaya. İsterseniz elektronik aygıtın içine yüzlerce kitap yükleyebiliyorsunuz. Cildiyle, kapak sanatıyla, sayfalarıyla kitap ortada yok ama elinizde minik bir kütüphane var.
Kitabın bu şekilde fiziksel bir varlık olmaktan çıkarılması belki çağa uygundur ama bana uygun değil. Ben her kitabın onu elinde taşıyan insana bir anlam yüklediğine inanırım. Bu yüzden son okuduğum kitabı sokakta herkes görsün diye taşımaktan büyük keyif alırım. Şimdi elinde kindle taşıtan bir insana ne anlam yüklenecek? Bütün aygıtlar birbirine benzer, dolayısıyla herkes birbirine benzeyecek ve sıradanlaşacak.
Bu bağlamda bir anımı anlatayım. Bir gece New York metrosunda eve dönerken vagonda karşı koltuğa çok güzel ve nefis kıyafetli bir kadın oturdu. Çantasından Proust'un kitabını çıkardı ve bacak bacak üstüne atıp okumaya başladı. Kendisine baktığımı görünce de bir an gülümsedi bana. Kadına o kitap başka anlamlar katmıştı. Cesaretim olsa hemen çıkma teklif edecektim ona. Şimdi aynı gecenin bir kindle aygıtıyla yaşandığını düşünün... Bana ne kindle'ını çıkaracak kadından. Onun özel anlamı ne olacak, elde tutulan Proust kitabıyla anlamı aynı olabilir mi bunun?
Demek istediğim de bu işte. Twitter da çağımıza uygun bir sosyalleşme ortamı. Hatasıyla, sevabıyla öyle oldu. Artık yapacak fazla bir şey de yok.
H H H
Twitter'ın bir önemli yanı da; insanlara kısa yazarak duygularını, fikirlerini ifade etmeyi öğretmesidir. Bunu ben Japonlar'ın çok önem verdiği 'Haiku' yazma becerisine benzetiyorum. Kısa yazma zorunluluğu beyinde yoğunlaşma ve ifade gücünüzü ustalaştırma gerektirir. Japonlar 'Haiku'ları birbirine bağlayarak çok güzel şiirler de ortaya çıkarır. Belki de twitter, ilerisinin şairlerinin çıraklık alanı olabilir.