Vatan’da, Mine Şenocaklı'nın Türkiye Değişim Hareketi
izlenimleri vardı.
Mustafa Sarıgül'ün CHP'den kovulup, DSP'den ayrılmasıyla birlikte ortaya çıkan
hareket…
Şu kanı yazının başlığı:
Türkiye’de sen-ben kavgası
olmasaydı bu hareket doğmazdı!
İzlenimi iyice okudum, durdum yeniden baştan okudum, yeniden,
yeniden…
Bir lider olabilecek, benim ilgimi çekecek, tutunduracak, umut saydıracak,
inandıracak ‘ipuçları’ aradım; şaşmayın ama bulamadım, yok!
Alanlara çıkıp, insanlara
hoşça zaman geçirten, oyalayan, rol yapan, şov adamlarına benzettim daha çok. İçinde her tür
‘karmaşayı-çarpıklığı-demagojiyi-yabancılaşmayı-bencilliği’ taşıyan bir zaman
dilimine…
* * *
Yakın çevremde, AKP’nin
kirliklerini gün ışığına çıkaracak ‘tek’ güç olarak görülüyor, Sarıgül!
Öylesine ki,
AKP’nin elinden ‘iktidarı’ alacak da ‘yalnız’ Sarıgül olabileceği
söyleniyor!
Türkiye Değişim Hareketi’nin taşrada estirdiği ‘rüzgar’ hiçte
azımsanacak denli değil bir de.
Üstelik ‘yeter artık sıra gelmeli’ diyenleri de
biliyorum. Bunun nedeni açık. Ne yazık ki, düşüncelerinden ödün vermedikleri için
‘ekonomik’ sıkıntılarla boğuşuyorlar.
Seksen sonrasında on yıl ANAP iktidardı;
yerlerinde olmayı yeğlediler!
Sonra on yıllık koalisyon dönemleri…
Sonra da AKP
iktidarı…
Bu artık acı vermeye başladı…
* * *
İşte
burada bu ‘ikiliyi’ yan yana koymaya çalışıyorum:
Bir yanda Süleyman
Demirel aksanının yenisi, üstelik ‘herkesle’ her yere gitmeye hazır, yapay solumalara
yatkın, havadar, gülümseyen-mafya tavırlı Mustafa Sarıgül…
Bir yanda
‘artık’ iktidar olanaklarından ‘paylanmayı’ bekleyen, işsizini işlendirmeye
aday, ‘iktidar’ olma heyecanını yaşamak için can atan, ancak bunca ezilmişliğe karşın
‘ödün’ vermek istemeyen katman…
Her ikisi bir arada nasıl
tutunacak?
Aklım karışıyor doğrusu!
*
* *
Konuşmasından bir alıntı:
Biz burada iki lideri örnek
alıyoruz; birincisi Prof. Erdal İnönü’nün “bilim adamı, devlet adamı” anlayışını,
“ulusal birlik” anlayışını, “toprak-hudut birliği” anlayışını; Rahmetli
Özal’ın da pratik çözümlerini, “varlık-bereket” anlayışını. Yani biz Özal ile
İnönü mantığını bu harekette birleştiriyoruz. Bu yüzden halk bizi sevecek…
Şunu
düşünemez miyiz?
‘Oyu kimlerden bekliyorsunuz? CHP’den mi, ANAP’tan
mı? Yoksa partinizin içerinde olmalarına kesin gözle bakılan MHP’li, DTP’li,
DSP’lilerden mi?’
Sonra en önemli konulardan biri daha:
Özellikle Doğu-Güneydoğu sorumlularının 120 kişilik ‘sarı ceketli’ grubu ne anlam
taşıyordu, Batmanlıların her sorumluya saat vermesinin gerekçesi
neydi?
* * *
Ne Mustafa Sarıgül umurumda, ne yaptıkları, ne de
‘başarmaya’ susamışlığı…
Bu halk üzerinde oynanan oyunların
bir yenisi olduğunun ‘bilinmemesi’ beni üzüyor!
Bu halk ile
birlikte, ABD’nin yeniden yapılandırdığı(!) Ortadoğu’nun içerisinde ‘piyon’
oluşumuza da üzülüyorum!
Vatan, millet, bayrak, din…
Bu zamana değin en güzel, en rahat kullanılan konular oldu.
Yine
aynısı deneniyor!
Gençliğin yer yer ‘apolitik’ oluşundan yakınan
politikacıların olduğunu biliyoruz; ancak bir şeyi daha bilelim artık! Gençliğin, yarının bekçisinin
politik deformasyona uğramasında ‘en çok’ vatan, millet, bayrak, din olgularını ard arda
sıralayanlar olmuştur!
Mustafa Sarıgül’de bunlardan biri;
biline