TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner'in yaptığı basın toplantısındaydım.
Bence dersine iyi çalışmış bir işkadını görünümündeydi. Yaptığı açıklamalarda mümkün olduğu
kadar orta yolcu bir yaklaşım sergiledi. Ve iktidarı eleştirirken bile kibar ve düşünülmüş cümleler
kurdu. Yine de açık bıraktığı yerler vardı.
Tekel işçilerinin direnişiyle ve imam hatip
mesesine yönelik sorulara verdiği yanıtlar bu cinstendi.
Boyner, Ankara'da günlerdir süren tekel eylemini
arkadaşlarıyla tartıştıklarını ve net bir tavır ortaya çıkmadığını söyledi. Bence bunun anlamı şu:
Aslında Tekel işçileri haksız ve bunu söyleyemiyoruz.
Boyner diyor ki; Artık çözüm için
önerilecek siyah veya beyaz yok. Gri bir alan var. Bir taıvır belirleyemiyoruz. Ancak esnek istihdam
doğru ve geliştirilmesi gerekiyor."
Boyner, 4-c'nin özel sektöre de yaygınlaştırılmasında fayda
görüyor. Ancak Tekel işçilerinin özelleştirilmesi sırasında kandırılması ve devlet tarafından
istihdam edileceğinin şartnamelerde yazılı olduğu gerçeğini atlıyor. Boyner'in bu yaklaşımı hükümete
sıcak bir mesaj vermesi şeklinde algılanmamalı. Nitekim, yüzde 10 seçim barajının aşağıya
çekilmesinin istikrarsız koalisyon dönemi yaratacağı fikrini şu espriyle eleştirdi: öyleyse daha
istikrarlı bir yapı isteniyorsa, baraj yüzde 20'ye çıkarılsın...
Boyner, mecliste halkın yüzde
35'ninin bu baraj nedeniyle temsil edilememesinin demokrasiyle bağdaşmadığını belirtirken, "tersi
söylemler, demokrasiye geçiş için henüz erken söyleminin bir uzantısıdır."
Boyner'in ilk basın
toplantısında Başbakan Tayyip Erdoğan'a bu göndermesine hükümetin vereceği yanıt ne olur bilinmez
ama imam hatip konusunda bu mesele siyasi bir meseledir ve bizim önerecek bir alternatifimiz yok
demesi bile hükümeti kızdırmaya yeter.
IMF konusunda da net bir tavır beklediklerini belirten
Boyner'in eleştirilerinden Cumhurbaşkanı Gül de nasibini aldı. Boyner, "Anayasa değişikliği için
gecikmiş bir zaman olamaz. Şu veya bu zaman daha iyidir denilmez. Kapsayıcı, parça, parça olmaktan
çıkarılmış bir değişiklik paketine hemen start verilmesi gerekir" mealinden yanıt verdi.
Boyner
ülke sivil bir diktaya gidiyor şeklinde eleştirileri hatırlatan sorunun etrafında dolandı ama
"Ergenekon davasında sanık haklarının korunmadığı algısına dikkat çekerek, yargı bağımsızlığına
vurgu yapması özgür basın talebini yinelemesi " yürütmenin baskıcı bir yaklaşım sergilediğine
yönelik bir düşünceye sahip olduğunu gösteriyordu...
Yavuz Semerci yazısı gazeteport.com'dan izin alınarak
yayınlanmıştır.