Hüsnü Özyeğin'i ilk kez 20 yıl önce tanıdım. Gümüşsuyu
yokuşunda, Alman Konsolosluğu'nun hizasında, caddeye 4 bilemediniz 5 metre cepheli 6 veya 7 katlı
bir binaya ilk tabelasını astığında, bankasının ortakları kim diye merak etmiştim. Çukurova
Grubu'ndan ayrılmış parlak bir bankacının kendi bankasını nasıl kurduğu merak konusuydu. Bugünkü
gibi bilgiye ulaşmak zordu. Ticaret Odası'na gider, tek, tek sicil kayıtlarını incelerdiniz.
Özyeğin, Türk bankacılık sektörünün geleceğine inandırdığı 15'e yakın ismi duyulmamış yatırımcıyı
ikna etmiş, ortak yapmış bankayı kurmuştu. İsimlerini ilk kez çalıştığım gazetede
yayınlamıştım.
Elbette burun kıvıracak nitelikte küçük bir banka kurulmuştu.
***
Finans
sektörünün krize girdiği reel sektörün tedirgin olduğu zamanlardı. 2000 yılının sonunda bir iş
gezisi nedeniyle Kahramanmaraş'a gitmiştim. İsmi duyulmamış, çelik tava-tencere üreten bir
fabrikanın sahibi, bir bankadan aldığı kredi ile işini nasıl büyüttüğünü anlatırken şöyle demişti:
“Finansbank'tan kredi istedim. Hiç umudum yoktu. Yanıtta çıkmadı. Sonra bir gün sabah işe
geldiğimde, bir adamın beni beklediğini söylediler. Adı Hüsnü Özyeğinmiş. Adını hiç duymamıştım.
Kendini tanıttı. Ve neden kredi istediğimi ne yapacağımı sordu. Elinde bankaya verdiğim rapor vardı.
‘Bizzat seni tanımak istedim' dedi. Çayını içti, işimi sordu, işçilerle sohbet etti. İstediğim
kredinin bana yetmeyeceğini söyledi. Ve gitti. Sonra birkaç gün içinde kredimin artırılarak
onaylandığı söylendi. Şimdi yılda en az iki kez buraya ziyarete gelir..."
***
Özyeğin böyle
bir bankacı. Profesyonel yönetim ne derse desin, kredi müşterilerini şahsen tanımak isterdi. Onları
yerlerinde ziyaret eder, işlerini takip ederdi... Ve 20 yılda bankasını büyüttü. Sonunda 18 milyar
TL'lik bir aktif büyüklüğe getirdi ve 6 milyar dolar piyasa değerinden, elindeki yüzde 47 oranındaki
hisseyi 2.8 milyar dolara Yunanlılara sattı. Ve bankacılık faaliyetlerine yurtdışında devam etti.
Galiba satış sözleşmesine göre Türkiye'de banka satın alması, bankacılık yapması yasaktı. Sonra
sözleşmeden gelen bankacılık yapmama kısıtlaması bitti ve Portekiz merkezli Banco Comercial
Portugues'e ait Millenium Bank'ı (daha önceki adı Sitebank) satın aldı.
Özyeğin 3 milyar dolara
yakın servetiyle pek çok yatırım yaptı. Kamuoyuna detayları yansımasa da Romanya'da konut ve
alışveriş inşaatları gerçekleştirdi. Çin'de alışveriş merkezleri satın aldı. Hollanda'da bankasını
büyütmeye çalıştı. Ne kazandı, ne kaybetti bilmiyorum. Kriz nedeniyle küçük çaplı sıkıntılar yaşamış
da olabilir. Ancak tanıdığım Özyeğin 61 milyon dolara satın aldığı yeni bankasını birkaç yıl içinde
orta büyüklükte bir banka yapma yolunda yeni heyecanlar yaşayacağıdır.
Özyeğin, Türk bankacılık
sektörüne inanıyor ve çok haklı. 800 küsür milyar TL'lik aktif büyüklük Türk bankacılığının hala
hazırda emeklediğini gösteriyor. Gelişmiş bir ülkede bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü GSMH'nın
neredeyse 3 katıdır. Yani büyüyecek. Bu büyüme potansiyeli Özyeğin'in iştahını hep açık tutuyor da
denebilir.
Ayrıca pek çok parametre kullanarak Özyeğin'in bankasını yabancıya satarken pahalı,
yabancıdan ise ne kadar ucuza satın aldığını da anlatabilirim. Ama Özyeğin'i tanıyanlar bundan
emindir zaten. Sadece bir örnek vereyim: Özyeğin kendi bankasını, özkaynaklarının 4 katına sattı.
Millenium Bank'ı ise öz kaynaklarının 3'te birine satın aldı.
Yani Türk bankacılık sektörü
renkli simasına tekrar kavuştu...
Yavuz Semerci
yazısı gazeteport.com'dan izin alınarak yayınlanmıştır.