Hepimiz Ermeni değiliz...
O yüzden Hrant Dink cinayetini anlayamıyoruz.
Tekel işçisi değiliz... O yüzden on binlerce kişinin aileleriyle birlikte yaşadığı dramı ve insanca yaşam talebini anlayamıyoruz.
Hepimiz eczacı değiliz, doktor, işçi de değiliz. Abdi İpekçi hiç değiliz.
Kendimizi solcu, sağcı, dinci, liberal, AKP'li, CHP'li MHP'li yansız, yanlı, taraflı tarafsız görmek hoşumuza gidiyor ve ne olduğumuzu sanıyorsak, ona göre olayları kodluyor ve tavır belirliyoruz.
Öyle olmasa, Dink'i öldürenlere türküler yakar mıydı birileri... Katile, katillere katil derdi toplum her bir ağızdan.
Öyle olmasa, 1980 öncesinde solculara kurşun sıkan, pusu kuran, gazeteci öldüren, Papa'yı öldürmeye kalkan Ağca gibi bir katili, davul zurnayla karşılar mıydı birileri... Sessizce, utanarak, pişmanlık duygusu yaşayarak alırdı onu cezaevinden yakınları.
O katil de bu utancı yaşar köşesine çekilirdi. Sıkmazdı yumruğunu kameralara karşı.
***
Hrant Dink'in oğlu Arat Dink'in haykırışı beynimde zonkladı. “Dün bu ülkenin yüzde 20'siydik. Şimdi binde biri bile değiliz. ‘Kışkırtılacak kadar Ermeni kalmadı' denilmişti. 100 yıl önce avdık, şimdi yem olduk. Babamın katillerine bile mahkeme salonunda bizimle alay etmesine izin verdiler. Parmak sallanmasına göz yumdular.”
Düşünsenize Hrant Dink'in cinayetiyle sonuçlanan ilişkiler zincirinin her aşamasını öğrendik. Silahı kim vermiş, kim kimi ihbar etmiş? İstihbarat birimleri birbirleriyle nasıl yazışmış? Ortada küçük bir şehirde bile yolunu kaybedecek birkaç genç var yargılanan... Peki diğerleri? Konu bir Ermeni vatandaşımızın öldürülmesi olmasaydı yine bu kadar duyarsız kalacak mıydı bu toplum?
Abdi İpekçi'yi öldüren ekibin içinde yer alan Ağca konusunda da duyarsız kalınmıştı. Oklar MHP'ye mi yoksa derin devleti mi gösterecekti? Kimse bilmiyor. Çünkü eşelemek, gerçeği ortaya çıkarmak kimsenin işine gelmedi!
Hiçbir şey değişmiyor galiba. Katiller ortada, onların azmettiricileri ise aramızda saygın kişiler olarak dolaşıyor. Geçmişi pek çok genç hatırlamaz. 1980 döneminde karanlık cinayetlerin arkasında yer alan, emir veren örgütlerin üst düzey yöneticilerinden pek çoğu siyasetçi. Gazeteci bile var aralarında. Hiç biri kenara çekilmeyi, o dönemin günahlarıyla hesaplaşmayı beceremiyor. Konuşmaya devam ediyorlar.
Bu ülkede ne halt işleniyorsa, altından bu ülkeyi kurtarma ideolojisi çıkıyor. On yıllardır bu değişmedi. Ya komünistlerden, ya İslamcılardan, ya dinsizlerden, ya bölücülerden kurtarıyoruz ülkeyi. Ve her birimiz bir başkası için ülkeyi farklı rotaya sokmakla suçlayacak kadar izansız hale geldik.
Halbuki her cinayet, cinayettir ve bu cinayeti işleyenler ve azmettirenler de katil. Katillere bu kadar prim veren bir ülke olmasak, bu kadar dalga geçerler miydi bizle!
Yavuz
Semerci yazısı gazeteport.com'dan izin alınarak yayınlanmıştır.