Yeni bir yıla girdik.
Biraz da bizim medya mahallesine göz atalım.
Geçen hafta Fatih Altaylı, mahallenin ortasına bombayı bırakmıştı!
Okumuşsunuzdur. Altaylı gazete Habertürk dışındaki tüm gazetelerin satış rakamlarının doğru olmadığını söyledi ve ardından da ağır bir ithamda bulundu:
"Hadi daha açık yazayım. YALAN SÖYLÜYORLAR."
Türkiye'nin en etkin gazeteleri arasına bir yıl gibi kısa zamanda giren bir gazetenin yayın yönetmenin bu iddiasına yanıt veren çıkmadı.
Ortada bir gariplik var.
Gariplik, artık gazetelerin tirajlarının denetlenmemesinden kaynaklanıyor. Eskiden hangi gazetenin günlük satışları bağımsız bir kuruluş tarafından denetleniyordu. Şimdi bu denetim yok.
Aslına bakarsanız, "tirajlarınız yalan" denildiğinde üç merkez zan altında kalıyor: Çalık Grubu, Doğan Grubu ve Zaman Gazetesi...
Çalık ve Doğan Grubu'na ait iki dağıtım şirketi (Turkuvaz ve Yaysat) tüm gazetelerinin dağıtımını yapıyor. Zaman ise kendi gazetesini Doğan Grubu ile (Yaysat) ana bayilere gönderiyor ve kendi dağıtım elemanları, bayilerden gazeteyi alarak, abonelerine ulaştırıyor.
Habertürk'ü Çalık Grubu dağıtıyor. Pratik olarak Habertürk'ün kendi tirajları hakkında yalan söylemesi imkansız. Aynı Çalık ve Doğan Grubu'na ait olmayan gazetelerin yalan söyleyemeyeceği gibi... Çünkü dağıtım rakamıyla oynayabilmeniz için dağıtıma hakim olmanız lazım.
Habertürk bu gerçeğe rağmen sektördeki çarpıklığı gördüğünden Ernst Young isimli uluslararası bağımsız denetim kuruluşuna, dünyaca kabul görmüş standartlarda tirajını denetletiyor.
***
Dolayısıyla Altaylı'nın "tirajları doğru değil. Yalan rakamlar açıklanıyor" dediğinde şüpheyle bakılması gereken gazeteler şunlar: Zaman, Hürriyet, Posta, Radikal, Milliyet, Vatan, Takvim ve Sabah...
Bu gazetelerin günlük ortalama tiraj toplamı 2 milyon 800 adetin üzerinde. Toplam günlük gazete satışı 4 milyon 600 binlerde dolaşıyor.
Ve söz konusu gazeteler (yazılı basına verilen) 1 milyar TL'lik reklam pastasının yüzde 85'ini alıyor. Yani ortada bir yalan var ise, reklam verenler ciddi olarak aldatılıyor.
Bu konuda ‘denetim olmadığı sürece" gerçeğe ulaşılmayacağını bilmek lazım. Yine de ortalıkta yalan söylendiğine dair derin şüpheyi bu mahallenin sakinleri tartışmak zorunda.
Habertürk bu yıl yayın hayatına başladı ve günlük 200 binin üzerinde bir ortalama tirajı yakaladı. Peki pazar mı genişledi? Hayır tam tersi bir önceki seneye göre gazeteler daha az satıyor. Ve bir yıl öncesine göre daha fazla promosyon yapılıyor. Başka bir deyişle toplam tiraj kaybı sanıldığından daha büyük.
Buna rağmen söz konusu gazetelerin bazılarının (özellikle büyük reklam geliri elde edenleri) tirajı neredeyse değişmedi.
Fransızların bir atasözü var. İshak Alaton'dan duymuştum. Derler ki; "İnsanı fırsat hırsız yapar".
Tirajlarda hırsızlık yapma, yalan söyleme fırsatı olanların, bu fırsatı değerlendirip değerlendirmediklerini anlamanın tek yolu gerçek ve bağımsız bir denetimden geçiyor. Bu denetimin neden yapılamadığı, Zaman, Doğan ve Çalık Grubu'nun konuya bakışlarını öğrenir öğrenmez yazacağım. Kim bilir, belki de Altaylı "günah" alıyordur...
Yavuz Semerci yazısı
gazeteport.com'dan izin alınarak yayınlanmıştır.