Dostum diyor ki;
Genç nesil bilmez ama bu toplum birbirine güvenini yıllar önce kaybetti. Öyle olaylar yaşandı ki... Malatya Çorum, Kahramanmaraş katliamlarını hazırlayanlar o dönemin 20'li yaşlarındaki sağcı ve solcu gençleri değildi herhalde... Şimdi bu olayları tertipleyenleri, askeri rejime zemin hazırlayanları ortaya çıkarma şansı elde etmişken, kozmik odalarda bu pis işlerin izlerini yakalama fırsatı çıkmışken, neden vazgeçelim. Ve neden üzülelim. Dibine kadar gidilmeli...
Dostum diyor ki:
Hepsi safsata. Askeri etkisizleştirme laik yapının önündeki engelleri kaldırma adına demokrasi kılıfıyla (söylemiyle) bir operasyon yapılıyor. Böyle bir süreç yaşanıyor.
Dostum diyor ki:
Bu devletin DNA'sına yerleşmiş militarist düşünce ve yapıların temizlenmesi adına iyi şeyler yaşıyoruz. Ve temiz bir demokrasiye geçişin sancılarını yaşıyoruz. Dostum diyor ki: Bir ülkedeki militarist yapının yine bir başka silahlı güç tarafından bertaraf edilmesine demokrasi mücadelesi denmez. Olsa,olsa yarı askeri bir yönetimden polis devletine dönüşmenin sancılarını yaşıyoruz. Demokrasi kültürü, toplumun tüm katmanlarını temsil edenler tarafından demokrasinin önündeki tüm engellere temizlenerek, yasal düzenlemeler yapıla, yapıla gerçekleştirilir. Polis marifetiyle demokrasiye geçen bir ülke var mı? Ve polis asla ve asla iktidara muhalif olanla ile demokrasiye geçmeye direnenleri ayırt edemez. Ve bugün yaşananların temelinde de bu var. ***
Dostlarım hep kafamı karıştırıyor. Her birinin demokrat olduğuna yemin edeceğim insanların, olup bitenler hakkında görüşlerinin böylesine birbirine zıt olması aslında kafamı karıştıran. Her biri bir dönem bu toplumu yönetenler tarafından ötekileştirilmiş.
Ve her biri bu ülkede özgürce komplosuz, bombasız, kurşunsuz bir arada yaşamanın yolunun demokrasiden geçtiğini biliyor. Buna rağmen yaşadıklarımızı farklı değerlendiriyor.
Ben ise takılmış plak gibi, demokrasiye geçmiş ülkelerde, bu seçim sisteminin, bu partiler yasasının, bu seçim barajlarının, bu askere tanınmış anti-demokratik hakların olamayacağını düşünüyorum.
Ve bu engelleri kaldırmak adına adım atmayanların demokrasi gibi bir dertleri olmadığını düşünüyorum. Gerekli düzenlemeler yapılmadan savcı ve polis teşkilatının vicdani kanaatlerine teslim edilmiş bir mücadelenin bizi demokrasiye götürmeyeceğini düşünüyorum.
Yeni yıl iyi dileklerle başlar biliyorum. Ama ben bir an önce sandığın bu toplumun önüne gelmesi gerektiğini ve sivil güçlerin asker ve polisi tepetaklak edeceği yeni bir iktidarı başımıza getirmesini diliyorum. Bu dileğimin tutmayacağını da biliyorum...
Kim bilir belki de ben yanılırım!
Yavuz Semerci yazısı
gazeteport.com'dan izin alınarak yayınlanmıştır.