Hakikaten hepimizi manyak ettiniz.
Sizin yüzünüzden paranoyaklaştık.
Hiç birinize inanamaz olduk.
Deli misiniz?
Bilgi sızdıran bir askeri personeli takip ettiği açıklanan görevli askerler nasıl olur da bir siyasetçiye suikast yapmakla suçlanır?
Ve nasıl olur da bu bilgi kendi aranızda ne olduğunu sorgulamadan, doğruya ulaşmadan kamuoyuna sızdırılır?
Koskoca başbakan Suriye'ye giderken "ortada vahim bir durum var" demedi mi? Demokrasi adına yargı sürecinin beklendiğini açıklamadı mı?
Bu askerler krokiyi yutarken yakalandı diye üzerine onlarca senaryo yapılmadı mı?
Başbakan yardımcısı kendisini öldürmeye hazırlanan askerler olduğuna nasıl inandı? Kim inandırdı? Buna inanacak kadar bu ülke nasıl gerildi?
Başbakan "Genelkurmay Başkanı'nı arayıp, neler oluyor kim bu askerler, ne arıyor bizim sokaklarda" diyemiyor mu?
Telefonlarınız çalışmıyor mu?
Hiç mi aranız da konuşmuyorsunuz?
Hiç mi birbirinize bilgi vermiyorsunuz?
Biz sizlere mecbur muyuz?
Ne yani, yatıp kalkıp, bugün birbirlerine ne komplolar üretti diye vakit mi geçireceğiz?
İşimizi gücümüzü bırakıp bilek güreşinizi mi izleyeceğiz?
Abdullah Gül, ekonomi editörüyken, yayın yönetmenliği yaparken yakından takip ettiğim sevdiğim bir siyasetçiydi.
Sanırdım ki, Çankaya'ya çıktığında Türkiye'de işler yumuşayacak, makul aranacak...
Yanılmışım.
O bile duruma hakim değilken, duruma hakimmiş gibi yapıyor.
Ne diyordu; "kurumlar arası diyalog vardır. Devlet uyum içinde çalışıyor."
Uyumunuz buysa, batsın bu uyum!
TSK'nın kullanımındaki bir araç şüpheli diye aranabiliyorsa, içinde zimmetli silahlarıyla askeri personel çıkıyorsa kurumların birbirine güvenini anlayın artık.
Gerçekten ne hakkınız var, vaktimizi çalmaya, ne hakkınız var 48 saattir "suikast" geyikleriyle gölgemizden bile korkar hale getirmeye bizi..
Bu ülkeyi bilerek mi bu hale getirdiniz?
Ülkeye bakın.
PKK, iç savaş tehdidinde bulunuyor. PKK ile mücadele edecek emniyet ile asker birbirilerinden gelebilecek tehditlere karşı korunmak için enerji harcıyor.
Biliyorum soğukkanlılığımı yitirdim. Lütfen beni mazur görün: Bizi bu duruma düşürenleri, bize bunları layık görenlere herhangi bir savcıdan gelebilecek çağrıyı da göze alarak "Yuh" çekiyorum.
Yavuz Semerci yazısı
gazeteport.com'dan izin alınarak yayınlanmıştır.